Kripto varlık ekosisteminde yeni dönem, yalnızca “lisans” tartışmasıyla sınırlı değil. Saklama mimarisinden anahtar yönetimine, raporlama altyapısından uyum maliyetlerine kadar çok katmanlı bir dönüşüm yaşanıyor. Sektörün en çok konuştuğu “31 Mart 2026 uyum eşiği” ise, bu dönüşümün sahaya yansıdığı en somut tarih olarak görülüyor.
31 Mart 2026 Uyum Eşiği Nedir?
“31 Mart 2026 uyum eşiği”, kripto varlık alım-satım platformlarının saklama kuruluşu ile saklama sözleşmesi imzalaması ve bu sözleşmeyi Sermaye Piyasası Kurulu’a sunması gereken takvim açısından kritik bir son tarih olarak anılıyor. Sürenin uzatılmasıyla birlikte, “sözleşme + uygulama” ekseninde hazırlık baskısı belirgin biçimde arttı.
Bu tarih, küresel bir düzenleme takvimi değil; Türkiye’de faaliyet gösteren veya Türkiye’de faaliyet izni başvuru sürecinde bulunan platformlar için konuşulan Türkiye merkezli bir uyum eşiği.
Saklama Sözleşmesi Neden Merkezde?
Saklama düzeni, kullanıcı varlıklarının hangi yapıda tutulacağını netleştirdiği için sektörün omurgasını oluşturuyor. Ancak sahadaki ana vurgu şu: Sözleşme imzalamak tek başına yeterli görülmüyor. Platformların aynı zamanda:
-
varlıkların saklamaya transfer planını,
-
saklama tarafı ile platform arasındaki mutabakat süreçlerini,
-
cüzdan altyapısı ve operasyonel akışları (yatırma-çekme) çalışır hale getiren entegrasyonu
tamamlaması bekleniyor. Çünkü uygulama tarafı zayıf kalırsa, kağıt üzerindeki sözleşme kullanıcının günlük deneyimini güvence altına almaya yetmeyebilir.
Teknik Uyumda Kritik Başlıklar
Saklama yükümlülüğü, teknik kriterlerle birlikte ele alındığında “uyum eşiği” daha sert bir anlam kazanıyor. Bu çerçevede TÜBİTAK kriterleri; bilgi sistemleri, güvenlik, iş sürekliliği ve altyapı kontrolleri üzerinden platformların teknolojik omurgasını yeniden tanımlıyor.
Sahada en çok tartışılan teknik başlıklar şunlar:
-
Özel anahtar yönetimi: Anahtarların kontrolü, erişim yetkileri, güvenli donanım kullanımı ve operasyonel prosedürler.
-
Yerelleştirme yaklaşımı: Birincil ve ikincil sistemler, yedeklilik ve kritik bileşenlerin Türkiye içinde konumlanması tartışması.
-
İş sürekliliği ve felaket kurtarma: Kesinti senaryoları, veri bütünlüğü, yedekleme ve geri dönüş planlarının standardize edilmesi.
Bu başlıklar, yalnızca “güvenlik” değil; aynı zamanda transfer hızları, bakım aralıkları ve operasyonel stabilite gibi kullanıcıyı doğrudan etkileyen noktaları da belirliyor.
İki Model Öne Çıkıyor: 95/5 Ve 100/0
Uyum tartışmalarında platformların benimseyebileceği iki saklama yaklaşımı daha görünür hale geldi:
-
%95–%5 modeli: Varlıkların büyük kısmı saklama kuruluşunda, sınırlı bir bölüm platformun operasyonel sıcak cüzdan akışında.
-
%100–%0 modeli: Sıcak-soğuk ayrımı dahil tüm saklama sorumluluğunun saklama kuruluşunda toplandığı model.
Hangi model seçilirse seçilsin, pratikte belirleyici unsur; desteklenen ağlar, cüzdan altyapısı ve transfer süreçlerinin saklama tarafına sorunsuz taşınması. Bazı varlıkların veya ağların saklama altyapısına taşınmasında teknik/operasyonel engel oluşması halinde, platformların listeleme setini gözden geçirmesi ve kimi ürünlerde kısıt/delist kararları gündeme gelebilir.
Merkezi Kayıt Ve Raporlama: KVMKS İle Yeni Dönem
Uyum eşiğine paralel ilerleyen bir diğer başlık, raporlama ve kayıt altyapısı. Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından geliştirilen Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi (KVMKS) için 2026 ücret tarifesinin yayımlanması, sektör açısından “merkezi kayıt-bildirim” boyutunun somutlaştığı bir adım olarak değerlendiriliyor.
Tarifede öne çıkan kalemler (KDV hariç) şöyle yansıyor:
-
Üyelik giriş ücreti: 875.000 TL (tek sefer)
-
Yıllık üyelik aidatı: 75.000 TL
-
Sicil sorgu: 4 TL / sorgu
-
İlk sicil oluşturma (yatırımcı bilgilendirme): 53 TL (tek sefer)
-
Saklama bakiyesi bildirim: 1.250 TL / gün / üye
-
Özel rapor hazırlama: 37.500 TL adam/gün (minimum 12.500 TL)
Bu çerçeve, platformlar için uyumun yalnızca teknik değil; aynı zamanda operasyon, insan kaynağı ve maliyet boyutuyla da “ölçülebilir” hale geldiğini gösteriyor.
Uyum İklimi Neden Sertleşti?
Sektörde 31 Mart 2026 tarihinin bu kadar öne çıkmasının arkasında birkaç paralel dinamik var:
-
Ölçek ve yatırımcı tabanı: MKK tarafında paylaşılan değerlendirmelerde, kripto platformlarında yatırımcı sayısının milyonlarla ifade edildiği; bakiyeli yatırımcı kitlesinin de yüksek seyrettiği belirtiliyor. Bu büyüklük, varlık güvenliği ve piyasa düzeni açısından daha güçlü bir çerçeveyi zorunlu kılıyor.
-
Suç gelirleriyle mücadele: Yasa dışı bahis ve aklama dosyalarında kripto varlıklara ilişkin dondurma/el koyma adımlarının gündeme gelmesi, “yasal muhataplık” ve “izlenebilir saklama” yaklaşımını daha da önemli hale getiriyor.
-
Uyum (AML) ceza riski: MASAK tarafından 2026 yılı idari para cezası tutarlarına ilişkin duyurular, yükümlülük ihlallerinin finansal ve idari sonuçlarının daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Kullanıcılar İçin Ne Anlama Geliyor?
Bu süreç, kullanıcı açısından “hemen yapılması gereken yeni bir başvuru” anlamına gelmeyebilir; ancak platformların saklama ve teknik altyapıyı yeniden kurgulaması, kullanıcı deneyiminde gözle görülür değişiklikler doğurabilir.
Güvenlik ve şeffaflık tarafında beklenti; müşteri varlıklarının nerede ve hangi modelle tutulduğuna ilişkin bilgilendirmenin artması, saklama süreçlerinin daha standart hale gelmesi ve operasyonların izlenebilirliğinin güçlenmesi. Bu, uzun vadede kullanıcı açısından daha kurumsal bir saklama düzeni ve daha öngörülebilir bir risk çerçevesi anlamına gelebilir.
Geçiş döneminde ise bazı pratik etkiler mümkün:
-
Saklama entegrasyonu ve cüzdan geçişleri nedeniyle yatırma-çekme işlemlerinde geçici yavaşlamalar veya daha sık bakım aralıkları,
-
Belirli ağ/varlıkların saklama altyapısına taşınması zorlaşırsa işlem koşullarında revizyon ya da sınırlı sayıda üründe kısıt/delist olasılığı,
-
Uyum ve izleme gereklilikleri nedeniyle kimlik doğrulama, işlem izleme ve bazı transfer akışlarında daha sıkı kontroller.
Kullanıcılar açısından en rasyonel yaklaşım; platformların yayımladığı uyum takvimi duyurularını takip etmek, yüksek tutarlı transferleri bakım dönemlerine denk getirmemek ve olası ağ/ürün değişikliklerine karşı planlı hareket etmek.
Sonuç: 31 Mart Sadece “Tarih” Değil, Model Değişimi
31 Mart 2026 uyum eşiği, sektörde yalnızca bir son gün değil; saklama mimarisi, teknik yerelleştirme, merkezi kayıt/raporlama ve uyum risklerinin aynı potada toplandığı bir model değişimi anlamına geliyor. Bu nedenle platformlar için hedef “tarihe yetişmekten” ziyade, 31 Mart sonrasında sürdürülebilir ve denetlenebilir bir işletim düzenini kalıcı hale getirmek. Kullanıcı tarafında ise kısa vadeli operasyonel dalgalanmalara karşın, daha standardize ve güvenlik odaklı bir piyasa yapısına geçiş beklentisi güçleniyor.















